12 Aralık 2017 Salı

The Best of Frank Sinatra




 1 My Funny Valentine 00:00 2 Autumn Leaves 2:35 3 I've Got You Under My Skin 5:30 4 Come Fly With Me 9:17 5 The Way You Look Tonight 12:40 6 New York, New York 15:21 7 Close to You 19:32 8 Falling in Love with Love 23:12 9 I Fall In Love with You Every Day 25:52 10 You Make Me Feel So Young 27:40 11 Too Romantic 30:39 12 My One and Only Love 33:51 13 Yours Is My Heart Alone 37:05 14 How Do You Do Without Me? 40:00 15 From the Bottom of My Heart 43:15 16 Be Careful, It's My Heart 46:31 17 My Love Is for You 49:23 18 Moon Love 52:00 19 We'll Be Together Again 55:02 20 I Dream of You 59:31 21 That's How Much I Love You 1:02:42 22 I Love You 1:05:55 23 It's Only a Paper Moon 1:08:39 24 You Are Too Beautiful 1:10:38 25 At Long Last Love 1:13:43 26 You Brought a New Kind of Love to Me 1:16:08 27 One Love 1:18:59 28 Two Hearts Are Better than One 1:21:46 29 Love and Marriage 1:24:38 30 Almost Like Beeing in Love 1:27:17 31 Tea for Two 1:30:03 32 My Romance 1:33:22 33 Love Is Here to stay 1:36:41 34 (Love Is) The Tender Trap 1:39:24 35 Three Coins in the Fountain 1:42:23 36 P.S. I Love You 1:45:30 37 I Wish I Were in Love Again 1:49:57 38 To Love and Be Loved 1:52:26 39 I Fall in Love Too Easily 1:55:23 40 Your Love for Me 1:57:05 41 The Man I Love 2:00:05 42 If I Should Lose You 2:03:55 43 There Is No Greater Love 2:06:23 44 I Get Along Without You Very Well 2:10:05 45 This Love of Mine 2:13:48 46 Goodnight, My Love 2:17:26 47 All I Do Is Dream of You 2:20:30 48 Night and Day 2:23:17 49 The Song Is You 2:26:20 50 Sunday, Monday or Always 2:29:46 51 A Lovely Way to Spend an Evening 2:33:06 52 When Your Lover Has Gone 2:36:23 53 Kiss Me Again 2:39:20 54 I Fall in Love too Easily 55 Always 2:42:10 2:45:27 56 Everybody Loves Somebody 2:48:39 57 What Makes the Sunset? 2:51:59 58 But None Like You 2:54:57 59 It Only Happens When I Dance with You 2:58:11 60 They Say It's Wonderful 3:01:33 61 Cradle Song 3:04:41 62 The Moon Was Yellow 3:07:51 63 If I Loved You 3:10:53 64 From This Day Forward 3:14:01 65 We're Just a Kiss Apart 3:17:07 66 Stars in Your Eyes 3:20:14 67 September Song 3:23:03 68 April in Paris 3:26:14 69 Day by Day 3:29:07 70 Time After Time 3:32.20 71 None But the Lonely Heart 3:35:34 72 But Beautiful 3:39:01 73 Take My Love 3:42:16 74 You're My Girl 3:45:38 75 Where Or When 3:48:51 76 You're the One 3:52:08 77 (Once Upon) A Moonlight Night 3:55:14 78 The Girl That I Marry 3:58:23 79 I Fall in Love with You Ev'ry Day 4:01:30 80 Hello, Young Lovers 4:04:17 81 Why Remind Me 4:07:53 82 Every Man Should Marry 4:11:07 83 I'm a Fool to Want You 4:14:14 84 My Melancholy Baby 4:17:13 85 The Right Girl for Me 4:20:25 86 If I Ever Love Again 4:23:34 87 No Orchids for My Lady 4:26:40 88 Love Locked Out 4:29:22 89 When you Awake 4:32:10 90 You Go To My Head 4:35:30 91 All of Me 4:38:33 92 Paradise 4:40:41 93 Maybe You'll Be There 4:43:22 94 With Every Breath I Take 4:46:32 95 Faithful 4:50:14 96 I Think of You 4:53:31 97 I Am Loved 4:56:37 98 Like Someone in Love 4:59:06 99 Try A Little Tenderness 5:02:18 100 You, My Love 5:05:30 101 Melody of Love 5:08:26


11 Aralık 2017 Pazartesi

Tango'nun Kralı

Arjantin'de carlos gardel'in doğum gününe atfen ulusal tango günü olarak kutlanan 11 aralık, yıllardır tüm dünyada dünya tango günü olarak kutlanmaktadır.

Carlos Gardel (Fransa d. 11 Aralık 1890 - 24 Haziran 1935 Medellín, Colombia) tango tarihinin unutulmaz figürlerinden birisidir. Fransa'da doğmuştur. Kendisine “Carlitos”, “Tango'nun Kralı”, “El Mago” (Sihirbaz) ve ironik bir biçimde “El Mudo” (Sessiz) gibi isimler yakıştırılmıştır.

Gardel'in Alfredo La Pera ile birlikte ortaya çıkardıkları günümüzde artık klasikleşmiş tangolar arasından en önemlileri şunlardır: Mi Buenos Aires querido, Cuesta abajo, Amores de estudiante, Soledad, Volver, Por una cabeza and El día que me quieras.

Büyük bir bölümü astor piazzola'nın daha modern altyapılı ve enstrumental tangoları üzerine kurulu "tango" (carlos saura) filminde dahi filmdeki yönetmen/ koreograf tayfasının topluca beyaz perdede carlos gardel izleme sahnesi ile 30 ların başından bir videosu ile filmde yer alabilmiş bütün dünyada tangonun kralı kabul edilen tango deyince ilk akla gelen kişiliktir.

Bir uçak kazasında ölümünden bu yana (1935) yazdığı/ söylediği halis buenos aires tangolarının üstüne aynı duygusal yoğunluğu taşıyan tango söylenemediği, bestelenemediği tümünün gardel'in gölgesinde kaldığı çoğu kişi tarafından söylenir; bu kadar sevilmesi sayılmasından dolayı bir çok filmde (hollywood filmleri de dahil) carlos gardel tangoları kullanılmış film karakterleri filmin bir sahnesinde mutlaka carlos gardel şarkıları ile tango yapmışlardır.

Örneğin micheal radford'un; neredeyse herkesi ağlatan il postino filminde ülkesi şili'den sicilya'nın bir köyüne sürülen şair pablo neruda (philippe noiret) ile eşinin köy evinin salonunda carlos gardel'in "madreselva" sı ile yaptıkları tango sahnesi unutulmazdır.




TIK

Por una Cabeza (Original) - Tango - Carlos Gardel - YouTube

Carlos Gardel - El Día Que Me Quieras (escena completa) - Audio ...

Carlos Gardel - Cuesta Abajo - YouTube

Carlos Gardel - Amores de Estudiante - YouTube

Carlos Gardel - El dia que me quieras - Tango - YouTube

CARLOS GARDEL " Mi Buenos Aires Querido " - Color - - YouTube

CARLOS GARDEL - CAMINITO - YouTube

VOLVER - CARLOS GARDEL - YouTube

Carlos Gardel - La Cumparsita (Letra) - YouTube

Carlos Gardel - Adios Muchachos -Tango - YouTube

Carlos Gardel - Mi noche triste (1930) - YouTube

Carlos Gardel - Tomo y obligo - Tango - YouTube

CARLOS GARDEL - MILONGA SENTIMENTAL - YouTube

Carlos Gardel - Yira Yira -Tango - YouTube

Carlos Gardel - Esta Noche me Emborracho - Tango - YouTube

Carlos Gardel - Melodía de arrabal - Tango - YouTube

Carlos Gardel - A Media Luz - Tango - YouTube

Carlos Gardel - Arrabal Amargo - YouTube

Carlos Gardel - Volvio una Noche - Tango - YouTube

Carlos Gardel La Última Copa Letra - YouTube

CARLOS GARDEL - MADRESELVA - YouTube

CARLOS GARDEL LEJANA TIERRA MIA - YouTube

Carlos Gardel - Mano a Mano - Tango - YouTube

Leguisamo Solo -- Carlos Gardel - YouTube

CARLOS GARDEL - CUANDO TU NO ESTAS - YouTube

Carlos Gardel-Amargura - YouTube

CARLOS GARDEL - DUELO CRIOLLO - YouTube

Golondrinas- Carlos Gardel - YouTube

CARLOS GARDEL - BANDONEON ARRABALERO (1928) - YouTube

CARLOS GARDEL - EL CIRUJA - YouTube

Carlos Gardel - La Cieguita - Tango - YouTube

Carlos Gardel - Caminito Soleado - Canción Criolla - YouTube

10 Aralık 2017 Pazar

Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.

Bizler çoğu kez insan hakları üzerine konuşuyoruz. Ama aynı zamanda insanların hakları üzerine de konuşmalıyız. Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorunda? Diğerleri 70 yıl yaşasın diye neden bazı insanlar 35 yıl yaşamak zorunda?Diğerleri müthiş derecede zengin olsun diye neden bazıları berbat bir şekilde yoksul olmak zorunda? Ben, bir parça ekmeğe bile sahip olamayan dünya çocuklarının adına konuşuyorum...Fidel Castro 


 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 1. maddesinde bulunan “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.” ve 17. maddesinde bulunan “Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra dünyadaki devletler bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleştiler. İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948'de hazırlandı ve 10 Aralık 1948'de Genel Kurulun Paris'te yapılan oturumunda kabul edildi. Oturumda, 6 sosyalist ülke bu ilkelerin bazılarının "Burjuva sınıfından olan insanların sınıf çıkarını koruduğu ve işçi sınıfının egemen sınıflarla uzlaşmak zorunda bırakacağı" gerekçesiyle çekimser kaldı. Bildiri, bu çekimser ülkeler ile Suudi Arabistan ve Güney Afrika Birliği dışında kalan ülkelerin oylarıyla kabul edildi.

Vikipedi


8 Aralık 2017 Cuma

Beatles şu anda İsa'dan daha popüler.

 
Anısına... 
 Her ne kadar espri olsun diye söylemişse de, bu söz elbette dokunduğu konu dolayısıyla toplumun büyük bir kesiminin tepkisiyle karşılaştı. Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük sorun yaratan bu açıklama sonrasında Beatles plakları yakılmaya başlandı. Lennon, daha sonra ABD basınına yaptığı açıklamada: 

"Eğer televizyon İsa'dan daha popüler deseydim muhtemelen yakamı kurtaracaktım. Ben İsa'dan daha iyiyiz, mükemmeliz demiyorum veya karşılaştırmıyorum. Sadece söylediğim şekilde söyledim; ama yanlış bir ifadeydi ya da yanlış algılandı; hepsi bu. Bunun için üzgünüm; din karşıtı bir söylem değildi. Hala bu kadar yanlış ne yapmış olduğumu tam olarak anlamıyorum. Size ne demek istediğimi anlatmaya çalıştım; ama benden mutlaka bir özür bekliyorsanız ve bu sizi mutlu edecekse özür dilerim."


Ölümünden bir ay önce son albümü olan Double Fantasy yayınlanmıştır.



Bir İngiliz olmasına rağmen New York'ta hayatını sürdüren Lennon, Nixon yönetimi sırasında ulusal tehlike olarak hedef gösterilmiş ve sınır dışı edilmek istenmişti. Çünkü Lennon, insanları yazdığı ve bestelediği parçalarıyla; katıldığı televizyon programlarındaki açıklamalarıyla; peşinde dolanan kameralara verdiği cevaplarla ve eylemlerle her daim barışa çağırıp Vietnam Savaşı'nı sorgulatmaktaydı.

Vikipedi    


6 Aralık 2017 Çarşamba

Ben bir kenti o kentteki kitapçı dükkanlarına göre değerlendiririm.




Bireysel kurtuluş diye bir yaşam biçimi yoktur. İnsan, her zaman toplumsal bir yaratık olduğunu kavrayıp kendi sınıfının bilinçlenmesi ve daha insancıl koşullara kavuşması için çaba gösterdikçe mutlu olabilecek, yaşamını değerlendirecektir. Yaşam, şöyle bir yaşanıp geçmek için var olmak değildir. Aksine insanları en insancıl yaşamlara ulaştırmanın mücadelesinin verildiği bir olgudur. Bilinçsiz bir yaşam, insan yaşamı değildir. Bir anlamda aileyi yöneten, çocuklarını yetiştiren kadınlar da olduğuna göre aydın Türk kadınının en büyük görevi, diğer kadınları bilinçlendirmek olmalı.


 Yeryüzüne Dayanabilmek İçin 



4 Aralık 2017 Pazartesi

Bir gün gelir

Anısına...

Yaşadın, yaşadın, bin yıl yaşadın diyelim hadi, 
Sen bana sonunu de bunun, sonunu. 
Şu yıkık dökük saraydan çekip gitmek değil mi? 
Ha anlı şanlı bir sultansın, ha bir dilenci, 
Bir gün gelir ikisi de çıkar bir kapıdan.




 

3 Aralık 2017 Pazar

Engelli insanlara saygı, insanlığa saygıdır.

 En büyük engel sevgisizliktir. Engelli olmak, engel değildir.
*
 Özel eğitim olmadan çağdaş eğitim olmaz.
*
 Engelliler sevgi ve şefkat ister, sevginizi ve şefkatinizi onlardan esirgemeyin.
*
Engelsiz bir dünya için hep birlikte elele.




Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında “Dünya Engelliler Günü” olarak kabul edilen 3 Aralık gününü "Uluslararası Engelliler Günü" olarak ilan etti. Bu kararın ardından BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildirisi ile üye ülkelerce 3 Aralık gününün "engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması" amacıyla tanınmasını istedi. Ve o günden beri, 3 Aralık "engelliler günü" olarak bilinmektedir.


1 Aralık 2017 Cuma

Algernon’a Çiçekler


Aklı başında olan herkes, insan gözünün iki nedenden dolayı şaşkınlık geçirdiğini ve iyi göremediğini bilir. Birinci neden, insanın aydınlıktan karanlığa geçmesi, ikinci neden ise karanlıktan aydınlığa çıkmasıdır. Bu, beden gözü için olduğu kadar akıl gözü için de geçerlidir. Bu gerçeği idrak eden kişi, kafası karışmış ve görüşü zayıflamış bir kişiyle karşılaştığında onun durumuna gülmemeli ve şu soruyu sormalıdır: Bu adamın akıl gözü daha aydınlık bir dünyadan geldiği için mi alışkın olmadığı karanlığı yadırgamaktadır, yoksa karanlıktan aydınlığa geçtiğinde karşılaştığı yoğun ışıktan dolayı mı körleşmiştir? Bunların ilki mutlu olunacak ve beğenilecek, ikincisi ise acınacak bir durumdur, zira karanlığı yadırgayan göz, aydınlık bir dünyadan gelmiş demektir. Dolayısıyla, ona gülen kişinin asıl kendisi gülünç duruma düşer ama karanlıktan aydınlığa geçtiği için iyi göremeyen bir kişi başkalarının ona gülmesini hak etmiştir.

Eflatun-Devlet 


24 Kasım 2017 Cuma

Çocuklarımızı eğitirken ki ana prensiplerimizi yeniden düşünmeliyiz.




Eğer bütün böcekler dünyadan yok olacak olsaydı, 50 yıl içerisinde dünyada hayat sona ererdi. Eğer insanoğlu dünyadan yok olsaydı, 50 yıl içerisinde bütün yaşam kendini yeniler ve gelişirdi.






7 Kasım 2017 Salı

Akıldan, Okuldan Yana


Her zaman bilenler her şeyi bilmez.
Her şeyi bildiğini söyleyenler başka bir şey bilmez.
Akıllarını işletmemiş olanlar çok şey bilmez.
Çok işletmiş olanlar da her zaman bilmez.

Öğrenci sözlü sınavda:
Hatırlamadığını bilmediği için bilemiyor.
Öğretmen:
Bilmediğini hatırlamadığı için, hatırladığını soruyor.

İyi öğretmen: Öğrencilerini tanımış. Onların ortalama anlayış,
alış gücüne göre anlatıyor.
Üstün öğrenciler üzgün. Geri öğrenciler ... Ortalamayı düşürenler.

0kuldan sonra betiklerle ilgisini kesenlerin çokluğuna takıldım.
Canım sıkıldı.
Canımın sıkıntısını giderecek bir araç aradım. Buldum: Betik.

Üniversitelerde gençlik eğitimi güdenlerin sayısı bilgi edinmek
isteyenlerinkinden çok.
Üniversite öğrencileri okul ile yetişmişlik arasındadırlar. Bu
yüzden onların bilime mi yoksa yaşamaya mı saptıklarını çokluk
anlayamayız. Hele üniversiteyi ezbercilik sırasıyla bitirip de
hiçbir yöne sapamamış olanlar onları hiç anlayamaz.

Bu konuda en çok yakınanlar da bunlardır. Çünkü ne bilime
yönüktürler ne de genel yaşamaya. Gençlikçiler sınavlarını atlatamamış
olmanın güveni ile çalışmaya koyulurlar. Ezberciler ise sınavlarını
yersiz aşmanın güvensizliği ile çabalamaya koyulurlar.
Bu arada, üniversitelerden birkaç bilim adamı çıkar. Yaşama
süresi kendi içinde akar. Toplum yaşayışında bir başka düzen
kurulur:
a) Kendilerini yetiştirenler.
b) Kendilerine yetişmesi gerekenler.

Doğru kurulmuş bir problem: Biri bunu yanlış çözdü. Daha
doğrusu çözemedi.
Kuruluşunda bir yanlışlık olan problem: Bir öğrenci bunu,
yanlışlığı sezmeden doğru çözdü.
Sınavı problemi çözemeyen kazanır.

Öğrendiklerimi ikiye ayırıyorum ..
Önünde durduğum parçası bilgimdir. Önüme alabildiğim
parçası kişiliğim ..
Beni bilinmeyenlere hem götüren hem de direndiren gücüm.

0kula ilk başladığımız yıllardan şunları hatırlayorum. Öğretmenlerimizden
biri:
- Tanrı o kadar büyük, o kadar büyüktür ki, insan göremez
.. demişdi.
Başka bir öğretmen de:
- Mikrop o kadar küçük, o kadar küçüktür ki, insan göremez
.. demişdi.
Başka öğretmenlerimiz de, iyilik, doğruluk, kahramanlık,
yüreklilik, vatan, nüfus ... gibi göz ile görülmeyen, el ile tutulmayan
kavramlar üzerinde düşünmeye zorlamışlardı.
Sonra, bizlere, görebileceğimiz, tutabileceğimiz, taş, demir,
tahta, yaprak, toprak gibi şeyleri gösterip öğrettiler.

Şimdi bakınıyorum da .. Görüp öğrendiklerimizden çok görmediklerimiz
bizleri bugün de tartışmalara sürükleyor.
Görülmeyenleri öğretmeye çalışırlarken bizleri görülenlerle
rni oyaladılar yoksa!
Yoksa görülenleri öğretmek isterlerken görülmeyeceklerle
rni oyaladılar bizi?

0kul birinci sınıfda başlar, yaşam birinci sınıfda biter.
Okullarında birinci olanların çoğu yaşama geç bitsin deye
rni yaşamda sonuncu kalırlar.

 Kırılmadık Bir Şey Kalmadı 


Dingin Ruh Gürültücü Zihin



Zihninizin içinde neler olup bittiğini bir gözlemleyin. Sürekli bir iç gevezelik, bir tartışma yaşanıyor orada.İç konuşma bittiği zaman, derin boşluğa düştüğünüz zaman, tartışmalar, lehte aleyhte olmalar, sözcükler, düşünceler bittiğinde ancak hakikat mümkün olur. İç konuşmalar kesildiğinde, işte o anda pencere gökyüzüne açılır.


Okul ve Okul Yolu



O sonbahar, kış, ilkbahar ve yazlarda henüz çocuğuz. Ama içimizde çocuksu bir sevinç yerine, garip bir hoşnutsuzluk, bir sıkıntı. Öğretmen anne babanın, Müslüman mahallelerindeki dar evlerin, kilise okulunun Katolik havasının, düşüncelerimizle bağdaşmayan çılgın sayılacak rahibelerin davranışlarının, öteki öğretmenlerin, öğrenmenin, düşüncelerimize yön verecek bir akım olmayışının, kavranması istenen, önümüzde bekleyen tüm yaşamın sıkıntısı var. Yaşam, şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken; oysa yaşanması, gerçeğine inilmesi ilerideki yıllara atılan bir yabancı öge gibi önümüze getirilmiş. Coğrafya derslerine getirilen yerküre gibi. Kimse yaşadığımız mevsimin, günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor. Her an belirtilen öğretiyle, bizler hep hazırlanıyoruz. Neye?





Kedi Güzellemesi

 
İnsanoğlu ya balık olmak ister ya da kuş, Yılan 'Ah, keşke kanatlarım olsaydı' der, Köpekse, aslında yolunu şaşırmış bir arslandır, Mühendisin en büyük düşü şair olmaksa, Sinek, sabah akşam bülbül olmayı dener, Ama kedi Varsa yoksa kedi olmaktan başka yoktur derdi Ve her kedi kedidir Bıyıktan kuyruğa Hissiyattan fare yakalamaya kadar.. Sarı gözleri kedinin Bir tek yarık bırakmıştır Gecenin jetonunu atmak için


Mutluluğun tek bir yolu vardır, o da irademizin gücünden üstün olan şeylere üzülmekten vazgeçmektir.


Yaşamdaki en önemli şey kazanmak değildir. Bunu her insan yapabilir. Asıl önemli olan Kayıplarımızdan neler kazanabileceğinizdir. Bu ise zeka ister. Ve bir bilgeyle aptalı birbirinden ayıran da budur. 

Küçük sorunların yaşamımızı zehir etmesine izin vermeyin. Unutmayın. Yaşam, küçük şeylerle uğraşmaya değmeyecek kadar kısadır.
Üzüntünü gülüşünün ardına sakla.


En çok üzen sorunlar, en çok büyüttüğümüz sorunlardır.

1.Gerçekleri fark edin.
2.Gerçekleri analiz edin.
3.Bir karara varın ve bu kararı uygulayın.
Oldukça açık değil mi? Aristo bunları düşünmüş ve uygulamıştı. Eğer bizler de bizi yiyip bitiren ve günlerimizi cehenneme çeviren sorunlardan kurtulmak istiyorsak, bunları kullanmak zorundayız.
Size kendinizden başka hiçbir şey kurtuluş getirmez.
Angelo Patri şöyle demektedir: "İnsanı; kendinden başka biri olmaya çalışmak ve zihninde ve bedeninde varolan kişiyi reddetmek kadar üzen bir şey yoktur.

 
Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak

 

Dörtlükler

Akıl bu kadehi övdükçe över;
Alnından sevgiyle öptükçe öper;
Zaman Usta'ysa bu canım nesneyi
Hem yapar hem kırıp bin parça eder.

Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.

Bilgenin yüreğinde her dilek,
Anka kuşu gibi gizli gerek.
Damla nasıl inci olur denizde:
Sedefler içinde gizlenerek.

Şu serviyle süsen neden dillere destan?
Neden hep onlara benzetilir hür insan?
Birinin on dili var, boşboğazlık etmez,
Ötekinin yüz eli var el açmaz, ondan!

Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana:
Bensem, ne bakarsın o yana bu yana?
Kendine gel de düşün, içine iyi bak:
Ben senim, sen ben; aranıp durma boşuna!

Bir damla şarap ver Çin senin olsun;
Bir yudumu bütün dinlerden üstün.
Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş?
O acıya tatlılar feda olsun.

Varlık yokluk derdini aklından sil;
Bırak öteleri de kendini bil.
Doldur şarabı, geniş bir nefes al:
Kaç nefes alacağın belli değil.

Leyla isteyen kişi Mecnun olmalı;
Kendinden de, dünyasından da geçmeli.
Sevenlerin sofrasına çağrılınca
Ben körüm, ben dilsizim demeli.

Felek doğruyu eğriyi tartaydı,
Her işine güzel demek kolaydı.
Böyle özü doğruluk olaydı?
Evrenin özü doğruluk olaydı?

Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardında koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hangi Tanrının kulu, nerde o kahraman?

Kim için bu yerler gökler? Bizim için.
Biz görüş cevheriyiz akıl gözünün
Evren bir yüzük gibiyse çepeçevre
İnsan, taşında bir nakış o yüzüğün.

Vakit geldi, dünya yeşiller giyecek;
Ağaçlara Musa'nın eli değecek,
Kuru tohumlara İsa'nın nefesi;
Gözler açıp buluta çevrilecek.

Gerçek eren içinde kir tutmayandır;
Varlığını korkusuzca hiçe sayandır;
Bu topraklar üstünde en temiz kişi
Sağlığında toprak kesilmiş olandır.

Dert çekme boşuna, hep gül de yaşa;
Zulüm yolunda hakkı bul da yaşa;
Sonu yokluk madem bu dünyamızın
Yok bil kendini, özgür ol da yaşa.

Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma;
Çıkma kendinden dışarı, serseri olma;
Kendi içine sefer et erenler gibi:
Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.

Duru sudan daha temizdir benim sevgim;
Sevgiyle bu oynayış da hakkımdır benim;
Halden hale girer başkalarında sevgi:
Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim.

Baharlar yazlar gider, kara kış gelir;
Varlığın yaprakları dürülür bir bir;
Şarap iç, gam yeme; bak ne demiş bilge:
Dünya dertleri zehir, şarap panzehir.

Gülün yüzünde çiy tanesi nevruzun ne hoş;
Yeşillikte canı aydınlatan yüzün ne hoş;
Geçmiş gitmiş gün üstüne ne söylesen boş:
Bırak dünü, hoş et gönlünü, bak bugün ne hoş.

Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik;
Bildiklerimizle övündük, eğlendik.
Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra?
Bir bulut gibi geldik, yel gibi geçtik.

Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti;
Derede akan su, ovada esen yel gibi.
İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok:
Daha gelmemiş gün bir, geçmiş gün iki.

Tanrı, ışığıyla doldu can gözüme;
Bu dünyadan o dünyadan bana ne!
Gönlüm ter gibi çıkıp bedenimden
Karıştı varlığın denizlerine.

Gönül, her an sevdiğinin kapısında ol;
Her istediğini onda ara, onda bul.
Aşk tavlasında hileye kaçma kalleşçe:
Koy canını ortaya, soyulursan soyul.

Sevgili, sırlarına eren gönül nerde?
Sözlerinin tekini duyan kulak nerde?
Gece gündüz serilirsin de karşımıza:
Yüzünü bir kez gören mutlu göz nerde?

Dert içinde sevinci bul da yaşa;
Haksız düzende haklı ol da yaşa;
Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
Varından yoğundan kurtul da yaşa.

Açılmaz kapıları açmanız mı gerek?
Dünyada insanca yaşamanız mı gerek?
Bırak öyleyse iki dünyayı birden:
Ey ölü canlılar, canlar uyanık gerek!

Dün özledim de seni coştum birden bire;
Çıktım senin yerin dedikleri göklere.
Bir ses yükseldi ta yukarıda, yıldızlardan:
Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende!

Kambur Felek, sen ne konaklar yıka geldin;
Kin beslersin bize, zulüm eski adetin.
Şu kara toprağın göğsünü bir yarsalar,
Ne inciler yatar içinde bilir misin?

Ha Belh'te ölmüşsün, ha Bağdat'ta hepsi bir;
Kadeh doldu mu, acı da olsa içilir.
Keyfine bak; çok aylar doğmuş batmış sensiz;
Sensiz daha çok ayların ondördü gelir.

Yaşamak elindeyken bugüne bugün,
Ne diye bırakır, yarını düşünürsün?
Geçmiş, gelecek, kuru sevda bütün bunlar;
Kadrini bilmeğe bak avucundaki ömrün.

Toprak olup gitmişlere sorarsan
Ha gavur olmuşsun ha müslüman.
Kimler bu dünyada eğlenmemişse
Ötekinde yalnız onlar pişman

Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?

Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeğe,
Altınları gümüşleriyle övünmeğe.
Tam işleri dilediği düzene girer:
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.

Dostum, olan olmuş, vahlanma boşuna;
Dünyayı kara zindan etme başına.
Yaşamana bak, elinden tek gelen bu:
Olacakları danışan var mı sana?

Sevgilim, ömrü derdim gibi bitmeyesi,
Bu sabah bütün cömertliği üstündeydi.
Bir göz atıverdi bana geçip giderken:
İyilik et denize at mı demek istedi?

Gül de şarab da bilene güzel gelir;
Sarhoş olmayan için sarhoşluk nedir?
Cebi boş gönlü dolu olmayan kişi
Her şeyden geçmenin tadını ne bilir

Yok olmamış varlık var mı bir tek?
Herşey bir gün, dağılıp gidecek.
Öyleyse vara yoğa ne bakarsın?
En iyisi yoku var, varı yok bilmek.

Dinle dinsizliğin arası bir tek soluk;
Düşle gerçeğin arası bir tek soluk.
Aldığın her soluğun değerini bil
Bütün yaşamak macerası bir tek soluk.

Nerdesin? Sana baş kaldırmışım işte;
Karanlık içindeyim, ışığın nerde?
Cenneti ibadetle kazanacaksam
Senin ne cömertliğin kalır bu işde?

Aşk bir beladır, ama Tanrıdan gelme;
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?
Bize herşeyi yaptıran kendi madem,
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?

Dert de neymiş? O mu bizi ağlatacak?
O mu sevinç bayrağımızı yırtacak?
Gelin, atalım şunu gönül yurdundan:
Yoksa içimizde fitne çıkartacak.

Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
Ne önümüz belli, ne sonumuz.
Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nerden geldik? Nereye gidiyoruz?

Aklı olan paraya değer vermez,
Ama parasız dünya da çekilmez;
Eli boş menekşe boynunu büker,
Gül altın kasede gülmezlik etmez.

Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.

Bu evren her gece ne gömlekler diker!
Kimini gelen, kimini giden giyer.
Her gün nice sevinçlerle dolar dünya,
Nice dertler toprağa karışır gider.

Dileğin Tanrı dileği değil ki senin;
Muradına ermeyi nasıl beklersin?
Doğru olan Tanrı' nın dilekleriyse
Yanlış demek senin bütün dileklerin.

Ehil insana canım feda olsun;
Ayağı öpülse öperim onun.
Bir de git ehil olmayanla konuş:
Cehennem ne imiş görmüş olursun.

Evren kırıntısı bu güzelim yıldızlar
Gelir giderler, dünyayı bezer dururlar;
Göklerin eteğinde, toprağın koynunda
Doğdukça doğacak daha neler neler var.

Ne güzel gün! Hava ne sıcak, ne serin;
Bir bulut, tozunu siliyor bahçenin;
Bülbül coşmuş, sesleniyor sarı güle:
Şarap iç şarap da yüzüne renk gelsin!

Vefasız dünya diye yakınıp durma;
Dünya elindeyken tadını çıkarsana!
Herkese vefalı olsaydı dünya
Sıra mı gelirdi senin yaşamana?

Dostlar, bir gün, sözleşip bir yerde birleşin;
Oturup sofrasına dünya cennetinin;
Saki doldururken kadehleri cömertçe,
İçin bir kadeh de zavallı Hayyam için!

Hayyam, günahım var diye tasalanma,
Bunun için dertlere düşmek boşuna.
Günah olacak ki Tanrı bağışlasın:
Rahmet neye yarar günah olmayınca.

Bahar geldi mi başka şey dinler miyim;
Hele aklın defterini hemen dürerim.
Şarap, sığınağım sensin bahar günü,
Söğüt ağacı, senin de gölgendeyim.

Ey dörtle yedinin doğurduğu insan,
Dörtle yedidir seni dertlere salan.
Boşuna mı şarap iç diyorum sana:
Bir gittin mi bir gelme yok, inan.

Gerçek aydınlığa erince can gözüm,
İki dünyayı birden silinmiş gördüm.
Eriyip gittim sanki engin denizlerde:
Ter olup çıktı, denize döndü gönlüm.

Gönül dedi: Ben neyim ki, bir damla sadece;
Ben nerde, görmediğim koca deniz nerde!
Böyle diyen gönül denize kavuşunca
Baktı kendinden başka şey yok görünürde.

Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim;
Gönül tatlı diline tutkun, neyleyim;
Can da, gönül de sır incileriyle dolu:
Ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.

En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;
İyilik seven kötülük edemez zaten.
Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:
Düşmanınsa dostun olur iyilik edersen.

O kızıl yakutun madeni, başka maden;
O eşsiz incinin sedefi, başka sedef;
Aklın buldukları kuruntu, dedi kodu:
Bizim aşk efsanemizin dili, başka dil.

Hem sana el değdirmeğe elim varmaz,
Hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz:
Bir garip dert bu, kimseye de açılmaz:
Bir zehir zakkum ki tadına da doyulmaz.

Sır saklamasını bilirsen Hayyam söyler
İnsanoğlu nedir, ne yapar, ne eder:
Dert çamuruyla yuğrulup gelir dünyaya
Yer içer, karın doyurur ve çeker gider.

Putların, Kabenin istediği: Kölelik
Çanların, ezanın dilediği: Kölelik;
Mihraptı, kiliseydi, tespihti, salipti
Nedir hepsinin özlediği? Kölelik.

Benim canım hep şarabın izindedir,
Kulağım ney ve rubap sesindedir.
Toprağımdan desti yaparlarsa benim
O desti şarap doldurulmak içindir.

Sen nesin, varlık nedir, nerden bileceksin?
Dünyan esen yel üstüne kurulmuş senin.
İki yokluk arasında bir varlık seninki:
Hiçlik ne varsa çevrende, sen de bir hiçsin.

Kadeh bir bedendir, içinde can var can;
Candır kadehin bedeninde camlaşan.
Donmuş sudan ateş süzülür sanki:
Erimiş yakut, gönül sırçasından

Uğrunda dertlere düştüğüm sevgili
Bir başkasına tutulmuş, o da dertli;
Derdimin dermanı kendi derdinde:
Hekim hasta olunca kime gitmeli?

Gece, gül bahçesinde, araken seni,
Gülden gelen kokun sarhoş etti beni;
Seni anlatmaya başlayınca güle
Baktım kuşlar da dinliyor hikayemi.

Hem aklın mutluluk peşinde senin,
Hem söylerim, söylerim dinlemezsin;
Aldığın her nefesin kadrini bil
Ot değilsin ki kesildikçe bitesin.

Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari;
Bırak aldatmacayı, iki yüzlülükleri;
Şarap içmem diye övünüyorsun, ama,
Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?

Benim yasam artık şarap, çalgı, eğlenti;
Dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti;
Nişanlım dünyaya: Ne çeyiz istersin, dedim:
Çeyizim, senin gamsız yüreğindir, dedi.

Yanlız bilgili olmak değil adam olmak;
Vefalı mı değil mi insan, ona bak.
Yücelerin yücesine yükselirsin
Halka verdiğin sözün eri olarak.

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helalı karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.

Yeryüzünü gül bahçesine çevirmekten
Daha güzeldir bir insanı sevindirmen.
Bin kulu azat edenden daha büyüktür
Bir hür insanı iyilikle kul edebilen.

Ah, Tanrı dünyayı yeniden yarataydı
Yaratırken de beni yanında tutaydı;
Derdim: Ya benim adımı sil defterinden,
Ya da benim dilediğimce yarat dünyayı.

Tekkede, medresede, maastırda, kilisede,
Bir cennet cehennem kaygısıdır sürüp gitmede.
Oysa yüce varlığın sırlarına eren kişi
Bunların tohumunu uğratmaz düşüncesine

Ben şarap içiyorum, doğrudur;
Aklı olan da beni haklı bulur:
İçeceğimi biliyordu Tanrı,
İçmezsem Tanrı yanılmış olur.

İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:
Bunlar için didinmene bir şey denmez.
Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:
Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.

Okunu attı mı ölüm, siperler boşuna;
O şatafatlar, altınlar, gümüşler boşuna;
Gördük bütün insan işlerinin iç yüzünü:
Tek güzel şey iyilik, başka düşler boşuna.

Saki, gökler, denizlerce dolgunum;
İçime sığmaz oldu coşkunluğum;
Ak saçlarımla sarhoş ettin beni,
Kış ortasında bahar bulutuyum!

Bir yürek ki yanmaz, yürek denir mi ona?
Sevmek haram, yüreğinde ateş olmayana.
Bir gününü sevgisiz geçirdinse, yazık:
En boş geçen günün o gündür, inan bana.

Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi;
Gençlik destanının baş yaprağı sevgidir sevgi;
Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar,
Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi.

Haksızlık etmekten sakın, hak yoluna gir;
Yediğin ekmeği başkasına da yedir;
Cana kıyma, kimsenin sırtından geçinme,
Seni cennete sokmak benden: Şarap getir!

Ne gündüz oturduk, ne gece uyuduk;
Dünyada Cem'in kadehini aradık durduk.
Öğrenince dünyaları yansıttığını,
Cem' in kadehini yüreğimizde bulduk.

Bu ucsuz bucaksız dünya içinde, bil ki,
Mutlu yaşamak iki türlü insana vergi:
Biri iyinin kötünün aslını bilir,
Öteki ne dünyayı bilir ne kendini.

Hayyam, şarap iç, sarhoş olmak ne hoş,
Sevgilin de varsa, sarılmak ne hoş;
Er geç sonu yokluk madem bu dünyanın,
Yok say kendini, bak var olmak ne hoş!

Gören göze güzel, çirkin hepsi bir;
Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir;
Ermiş ha çul giymiş, ha atlas;
Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.

Yüreğim, kimselerden ihsan dileme;
Bu amansız felekten aman dileme;
Bil ki, derman aradıkça artar derdin:
Derdinle haldaş ol, derman dileme.

Tanrı gülüşünle öfkeni almış senin,
Birinden cennet yapmış, birinden cehennem.
Sen cennetimsin benim, ben senin uslu kulun:
Açılsın kapıları bana cennetimin!

Ey kara cübbeli, senin gündüzün gece;
Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere.
Onlar Yaradanın sanatı peşindeler:
Senin aklın fikrin abdest bozan şeylerde

Her gün şarap cümbüşüne dalanların da
Her gece mihrap önünde kalanların da
Islanmayanı yok, yağmur altında hepsi:
Bir uyanık var, ötekiler hep uykuda.

Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.

İnsanlık yaratılalı olgun kişiler
Bulduklarıyla yetinip dert çekmediler
Birbirine girdi gözü doymayanlarsa:
Çok isteme kaderden başın derde girer.

Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?
Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işde.

Tanrı evrenin canı, evrense tek bir beden
Melekler bu bedenin duyuları hep birden
Yerde gökte canlı, cansız ne varsa birer uzuv:
Budur Tanrı birliği, boştur başka her söylenen

Yaşamanı akla uydurman gerekir,
Ama bilmezsin akla uygun olan nedir;
Bereket eli çabuktur Zaman Usta'nın,
Başına vura vura sana da öğretir.

Tanrı gönlünce yaratır da her şeyi
Neden ölüme mahkum eder hepsini?
Yaptığı güzelse neden kırar atar
Çirkinse suçu kim kime yüklemeli?

Ezel avcısı bir yem koydu oltasına
Bir canlı avladı Adem dedi adına
İyi kötü ne varsa yapan kendisiyken
Tutar suçu yükler kendinden başkasına.

Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider
Kazancın, yaşamasını bildiğin günler;
Saki, bırak şu yarını düşünenleri
Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.

Gönlünce de dönse, bu dünyanın sonu ne?
Okunup bitse de ömür destanının, sonu ne?
Yüz yıl dilediğince yaşadın diyelim,
Bir yüz yıl daha yaşasaydın, donu ne?

Bulut geçti, göz yaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
Bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim
Gezecek bizim toprağın yeşilliğinde.

Kendi çarkını döndürmeye bak döndükçe dünya;
Keyfinin tahtına çık kadehle dudak dudağa;
Tanrının umrunda mı senin günahın sevabın:
Sen kendi muradını kendi güzelinde ara.

Baharlar yazlar geçer sonbahar gelir;
Ömrümün yaprakları dökülür bir bir;
Şarap iç, gam yeme, bak ne demiş bilge:
Dünya dertleri zehir, şarap panzehir.



Düşünürseniz, acı çekersiniz, Şüphe ederseniz, delirirsiniz, Hissederseniz, yalnız kalırsınız.

 



Gençlere Mektuplar

İşte beni sevenlere bir gülüş
Ve benden nefret edenlere bir iççekiş
Ve üzerindeki gök ne olursa olsun
İşte her kadere bir kalp...
BYRON

Hayata güç bir dönemde başlıyorsunuz. Tarihte en beceriksiz yüzücüleri bile başarıya ulaştıran gelgit yükselişleri vardır. Sizin kuşağınız ise fırtınalı bir denizde akıntıya karşı yüzmekte. Bu, çok çetin bir iştir. İlk dakikalar içinde soluğunuz kesilecek; kıyıya varmak umudunu yitireceksiniz. Fakat içiniz rahat etsin. Sizden önce başkaları da aynı yükseklikte dalgalarla karşılaşmış ve boğulmamışlardır. Beceri ve cesaretle denizin bundan sonraki yatışmasına kadar dayanacaksınız.

Kazananlar, unutmayın ki insan zaferleri daima kısmi ve geçicidir. Bu dünya işlerinde hiçbir şey kesin olarak düzene giremez. Hiçbir zafer uzak geleceği belirleyemez. Hiçbir antlaşma, uluslar arasındaki ilişkileri ve sınırlarını uzun bir süre için belirtemez. Hiçbir devrim sonsuzluğa kadar mutlu kalacak bir toplum kuramaz. Bir insanın veya bir kuşağın görevlerini tamamladıktan sonra, tembel mutluluklara hak kazanacağını ummaktan kaçınınız. Hayat merhalesi ancak gece bastığı saatte sona erer.

Acele etmeyiniz. Bir an içinde doğan servetler de, ünler de bir an içinde ölürler. Size engeller, mücadeleler dilerim. Savaşmak sizleri olgunlaştıracaktır. Elli veya altmış yaşlarına doğru, fırtınalara göğüs germiş o eski kayalıkların güçlü ve zamanla aşınmış görünüşünü kazanacaksınız. Düşmanlar dünyası size şekil vermiş olacak. Kişilikler olacaksınız, fakat aynı zamanda kişilik sahibi de olacaksınız ve kamuoyundaki inişler çıkışlar sizi güldürecek.

Gençken herşey göze korkunç görünür; ilk engeller hareket gibi gelir; insanların hainliği dehşete düşürür. İnsanların ve eşyanın acımasızlığına karşı kendinize bir iç sığınak sağlayınız. Her insan düşüncelerinin en derin yerinde en ağır mermilere, en hünerli şekilde zehirlenmiş sözlere meydan okuyacak bir sığınak meydana getirebilir. Kendi kendisiyle barış halinde olan bir ruh, neden korkar ki? Ne baskılar, ne kötü sözler onun en gizemli düşüncelerine verdiği alnı açık hesabı sakatlayabilir, kirletebilir.

Aşkı ciddi yanından alın, acıklı yanından değil. İlk gençliğinizde kadınların boşluğu, süs merakı, yalanları, acımasızlığı size bir darbe olacaktır. Kendi kendinize onların yaradılışındaki bu yönün gerçek olmakla beraber, düzeyde kaldığını söyleyin.Onlara bakarken sık sık değişen, fakat kendisine bağlanan ve kendisini tanımayı öğrenenler için emin bir dost olan denizi aklınıza getirin. Kendilerini fazla serbestçe sunan kadınların sıkışık dizileri ardında tatlılıklarını açığa vurmaktan ve güvenmekten çekinen daha utangaç ve saf ruhları arayın. Layık gördüğünüz kadına bütün kalbinizle sadakat yemini verin. Don Juan'a özenmeyin; onu iyi tanıdım ben; insanların en umutsuzu, en kaygılısı ve en zayıfıydı.

Sebatkar ve dengeli olun. Biliyorum ki, işler kötüye gider gitmez insan hemen herşeyi yüzüstü bırakmak, hayata başka bir kadınla, başka dostlarla, yeniden başlamaya, başka göklerin altında yaşamaya kalkışır. Bu görünürdeki kolaylığa kapılmayınız. Bazı pek önemli hallerde, belki dayanılmaz felaketler yeni bir başlayışı gerekli kılabilir ama, insanların çoğunluğu için, elin- dekinden yararlanmak çok daha iyidir. Beraber büyüdükleriyle ve beraber mücadele ettiklerinin ortasında yaşlanıp ölmek mutlu bir sondur.

Nihayet, alçakgönüllü bir gözüpek olun. Sevmek, düşünmek, çalışmak, emretmek, bütün bu eylemler güçtür ve yeryüzündeki yaşantınız süresince hiçbirini ilkgençlik çağında hayal ettiğiniz kadar kusursuz bir şekilde gerçekleştirmeyi başara- mazsınız. Fakat bunlar ne kadar çetin görünürlerse görünsünler, gene de imkansız değildir. Sizden önce sayısız insan kuşakları bu eylemleri başarmış ve iyi-kötü iki gölge çölü arasındaki, hayatın o dar ışığını aşmışlardır. Siz neden korkuyorsunuz? Rol kısadır ve seyirciler de sizin gibi ölümlüdürler...

Yaşama Sanatı 

kaynak...siirparki.com


3 Kasım 2017 Cuma

Bir Fotoğrafı Anlamak


Mutlu muyum? Mutluluğun bir hal olduğuna inanmıyorum aslında. Mutsuzluk olabilir ama mutluluk, doğası gereği, anlıktır. O an birkaç saniye sürebilir, bir dakika, bir saat, bir gün ve bir gece, ancak bir hafta böyle gitmesinin mümkün olabileceğini düşünmüyorum hiç. Mutsuzluk ekseriya uzun bir roman gibidir. Mutluluk fotoğrafa benzer daha çok!

Fotoğrafın Kullanımları ...Brecht'in şiirlerinden birin de oyunculukla ilgili olarak yazdık­ları böyle bir uygulama için de geçerlidir . An yerine fotoğrafı, oyun yerine bağlamın yeniden yaratılmasını koyabiliriz burada:

Yaşanan anı bu şekilde öne çıkar malısınız yalnızca
Ve saklamamalısınız onu neyin arasından çıkardığınızı
Katın oyununuza o peşpeşe tekrarlanışı,
O seçilenin üzerindeki çalışmanızı,
Gösterin böylece olayların akışını
Çalışmanızın gidişiyle içiçe,
Ve seyircinizin bu Şimdi'yi
Çok yönlü yaşamasını sağlayın böylece
Önce'den gelip uzanarak Sonra'ya
Ve bazı başka şeyleride duyarak yanısıra,
O yalnızca tiyatronuzda değil,
Dünyada da oturuyor aynı zamanda.






27 Ekim 2017 Cuma

Vertigo

Vertigo nasıl geçer? Vertigonun tedavisi belirtilerin nedenine ve şiddetine bağlı olarak değişmektedir. Vertigo atağı sırasında, sessiz, karanlık bir odada uzanmak bulantı gibi belirtileri hafifletmeye ve denge kaybı hissini azaltmaya yardımcı olabilir. Anksiyete vertigo belirtilerini daha da kötüleştirebileceğinden stresli durumlardan kaçınmaya da özen gösterilmelidir.

Labirentit (İç Kulak İltihabı)

Labirentit labirentin (kulağınızın derin kısmındaki hassas bir yapı) iltihaplanmasına neden olan bir iç kulak enfeksiyonudur. Genellikle bir viral enfeksiyon sonucu oluşmaktadır ve tedavi olmadan kendi başına iyileşmektedir. Labirentit’in bakteri enfeksiyonundan kaynaklandığı ender durumlarda ise antibiyotikler reçete edilebilir. (1)

Vestibüler Nörinit (Denge Siniri İltihabı)

Vestibüler nörinit, denge siniri iltihabı olarak da bilinmektedir ve vestibüler sinirin iltihabıdır. Genellikle bir viral enfeksiyon sonucu oluşmaktadır.

Vestibüler nörinit belirtileri genellikle birkaç hafta içinde tedaviye ihtiyaç duyulmadan iyileşmektedir. Bununla birlikte, belirtiler şiddetli ise yatakta dinlenmek daha doğru olacaktır. Vestibüler nörinit, vestibüler rehabilitasyon ve ilaç ile de tedavi edilebilmektedir.

Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo

Benign paroksismal pozisyonel vertigo birkaç hafta veya ay sonra tedavisi olmadan kendi kendine düzelebilmektedir. Belirtiler kayboluncaya veya durum tedavi edilene kadar şunları yapmalısınız:

    Yavaş yavaş yataktan kalkmak
    Boyama, süsleme veya yüksek raftan bir şey almak gibi yukarı doğru bakmayı gerektiren aktivitelerden kaçınmak

Benign paroksismal pozisyonel vertigo, Epley manevrası adı verilen bir prosedür kullanılarak tedavi edilebilir. (2)

Epley manevrası: Epley manevrası, baş dönmesine neden olan parçaları, belirtilere neden olmadıkları bir yere taşımak için dört ayrı kafa hareketinin gerçekleştirilmesini içermektedir. Her baş pozisyonu en az 30 saniye tutulur. Hareketler sırasında bazı vertigo da yaşayabilirsiniz. Epley manevrası genellikle uzun vadeli bir tedavi değildir ve tekrarlanması gerekebilir.

Brandt-Daroff egzersizleri: Epley manevrası vertigoya yardımcı olmazsa veya bu tedavi yöntemi uygun değilse (örneğin, boyun veya sırt probleminiz olduğu için) Brandt-Daroff egzersizleri de denenebilir. Bunlar, evde denetimsiz olarak yapabileceğiniz bir dizi hareketi içermektedir. (3)

Meniere Hastalığı

Meniere hastalığı sonucu oluşan bir vertigo varsa, hem hastalığın hem de vertigonun neden olduğu diğer belirtiler için bir dizi tedavi yöntemi bulunmaktadır. Meniere hastalığı için olası tedavi yöntemleri şunlardır:

    Diyet önerisi (özellikle düşük tuzlu diyet)
    Meniere hastalığının saldırılarını tedavi etmek için ilaç
    Meniere hastalığının saldırılarını önlemek için ilaç
    Kulaklardaki çınlamanın tedavisi (ses terapisi gibi)
    İşitme kaybı tedavisi (örneğin, işitme cihazı kullanma)
    Denge problemlerini iyileştirmek için fizyoterapi
    Meniere hastalığının sekonder belirtileri için tedavi (stres, kaygı ve depresyondan uzak durma üzerine terapiler gibi) (4)

Santral Vertigo

Santral vertigo, beynin bir bölümünde, beyincikte veya beyin sapında oluşan sorunlardan kaynaklanmaktadır. Santral vertigo nedenleri arasında migren ve daha nadir olarak beyin tümörleri bulunmaktadır.

Doktor santral vertigo olduğundan şüphe ederse sizi, bir nörolog veya bir kulak burun boğaz uzmanına veya görsel-işitsel alanda uzman olan doktora yönlendirebilir.

Vertigo migreni tetikliyorsa, migren tedavisi de belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir. (5)

İlaç Tedavisi

İlaç, vestibüler nörinit veya Meniere hastalığının neden olduğu vertigo ataklarının tedavisinde kullanılabilir. Santral vertigo ve nedeni bilinmeyen vertigo için de ilaç tedavisinden yararlanılabilir.

İlaçlar genellikle koşulların ne olduğuna bağlı olarak 3 ile 14 gün boyunca reçete edilir. Vertigo tedavisinde sıklıkla kullanılan ilaçlar şunlardır:

    proklorperazin
    antihistaminikler

Bazı durumlarda, Meniere hastalığı gibi durumlar için betahistin gibi uzun süreli ilaç almanız önerilebilir. (6)

Proklorperazin: Proklorperazin, vertigonun tetiklediği şiddetli mide bulantısı ve kusmayı hafifletmeye yardımcı olabilmektedir. Beyinde dopaminin adı verilen bir kimyasal maddenin etkisini engellemektedir.

Antihistaminikler: Antihistaminikler, daha az şiddetli mide bulantısı, kusma ve baş dönmesi belirtilerinin hafifletilmesine yardımcı olabilmektedir. Bunlar, histamin adı verilen bir kimyasal maddenin etkilerini engellemektedir. (7)

Vertigo Ameliyatı

Vertigo, bir tümör, beyin veya boyun yaralanması gibi daha ciddi bir altta yatan sorundan kaynaklanıyorsa, ameliyat vertigo tedavisine yardımcı olabilir. (8)

Vertigo İçin Hangi Doktora Gidilir?

İç hastalıkları uzmanları, nörologlar ve kulak burun boğaz uzmanları vertigoyu teşhis ve tedavi edebilmektedir. (9)


Vertigo Hastalığı Nedir?

Vertigo, baş dönmesinin şiddetli bir tipidir. Bu baş dönmesi birkaç dakika, birkaç saat veya birkaç gün sürebilmektedir. Baş dönmesi geçiren insanlar mide bulantısı ve kusma yaşayabilecekleri için bu durum hastalık hissi yaratmaktadır. Vertigo yaşayan kişi aynı zamanda denge kaybı da yaşamaktadır. Vertigo genellikle kulak içi problemler nedeniyle oluşmaktadır.

Vertigo tedavisi için kullanılan ilaçlar mide bulantısını ve kusmayı azaltmaya yardımcı olurken bazıları da baş dönmesini hafifletmektedir. Bu ilaçlar genellikle sadece kısa bir süre (14 güne kadar) alınabilmektedir. Çoğu durumda, doktor baş dönmesine hangi koşulların neden olduğunu bulabilir ve bu duruma yönelik tedavi yöntemi uygulayabilir. (10)
Vertigo Belirtileri

Vertigo nasıl anlaşılır? Vertigo başlangıcı ve sonrası belirtileri aşağıdakileri içerebilir:

    Kişinin kendisinin veya çevresinin hareket ettiği hissi
    Düz bir çizgide yürümenin zor bulunması da dâhil olmak üzere kararsızlık
    Sersemlik
    Baygın gibi hissetme

Baş dönmesine eşlik edebilecek diğer belirtileri ise şunları içerebilmektedir:

    Baş ağrısı
    Mide bulantısı ve kusma
    Kulaklarda çınlama veya diğer sesler
    İşitme zorluğu
    Yürürken şaşırma ve koordinasyon kaybı (Ataksi)
    Olağandışı göz hareketleri (örneğin, gözlerin fırlaması (nistagmus))
    Hareket halindeyken veya yürürken bir işareti okumada zorluk çekme (11)

Vertigo Nedenleri

Vertigo neden olur? Çok çeşitli koşullar ve hastalıklar vertigoya neden olabilmektedir:

    İç kulak sorunları: İç kulak hastalıkları, tüm kalıcı (halen devam eden) vertigo vakalarının yaklaşık yarısını oluşturur. Bu sorunların arasında, Meniere hastalığı, benign paroksismal pozisyonel vertigo ve vestibüler nörinit bulunmaktadır.
    Anksiyete bozuklukları: Stres veya anksiyete vertigoya neden olabilmektedir.
    Beyin bozuklukları: Vertigonun ortak bir nedeni, çoğu kişi için baş ağrısı ve migren baş ağrısıdır. Çok nadiren, diğer vertigo nedenlerini felç veya diğer beyin hastalıklarını içerebilir.
    Diğer koşullar: Bazı vertigo vakaları, düşük kan basıncı, enfeksiyon, bazı kalp problemleri (kardiyak aritmiler gibi) ve hipoglisemi (düşük kan şekeri) gibi tıbbi durumlardan kaynaklanmaktadır. Epilepsi, koroner kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi durumların tedavisinde kullanılan ilaçlar bazı insanlarda vertigoya neden olabilir.
    Bilinmeyen nedenler: Bazı insanlarda bir neden bulunamayabilir, yine de, bu durum tedavi yöntemleri için bir engel oluşturmaz. (12)

faydalarizararlari.com